Koşu; forma girmek, yağ yakmak ve kas yapmak için harika bir spordur. Ancak 30 dakikalık bir koşu boyunca vücudunuzda neler olduğunu hiç merak ettiniz mi? 

Deneyimli de olsanız acemi de, bir sonraki sefer koşuya çıktığınızda, koşunun başlangıcından sonuna vücudunuzun nasıl bir değişime uğradığını fark edin. Nitekim bedeninizin hangi aşamalardan geçtiğini bilmek, daha güçlü bir koşucu olmanız için size yardımcı olacaktır.

Koşunuzun İlk Birkaç Saniyesinde…

Koşuya başladığınız zaman, kaslarınız “adenosine triphosphate (ATP)” kullanmaya başlar. ATP ise vücudunuzun, besinleri kullanarak yaptığı enerji molekülleridir. O anki adrenalin dalgalanması ise ATP’nin başka bir güçlü moleküle, “adenosine diphosphate’a (ADP)” dönüşmesidir. Yine kas hücreleriniz, ilk dalgalanmanın ardından ADP’yi yeniden ATP’ye dönüştürecektir.

Koşunuzun İlk 90 Saniyesinde…

Bu süre zarfında tempoyu tutturuyor olacaksınız. Daha fazla ATP’nin salınması için de hücreleriniz, glikojeni yani kaslarınızda depolanmış bir çeşit glikozu yıkmaya başlayacak. Böylece hücreleriniz glikozu direkt olarak kandan çekecek ve bunun sonucunda kanınızdaki şeker seviyesinde (kan şekeri) düşüş yaşanacak. Vücudunuz daha çok glikoz tükettiçe de kaslarınız daha çok laktik asit salacak. Bu yüzden de beyniniz, sizi fiziksel stres altında kaldığınıza dair uyaracak. Ancak paniklemeyin. Bu kötü bir şey değil.

Koşunuzun Gelecek Birkaç Dakikası ve Sonrasında… 

Eğer koşuya yeni başlamış biriyseniz, işte bu kısım koşma hızınızı (pace) korumanın zor olduğu yerdir. 

Ancak pes etmeyin ve kendinizi zorlamaya devam edin! Kalbiniz daha hızlı atmaya başlayacak. Kanınız enerji gerektirmeyen organlarınızdan çekilecek ve kaslarınız hücum edecek. Bu aşamada glikozu en iyi şekilde kullanabilmek için iyi bir oksijen akışı gerekir. Bu yüzden daha zor nefes almaya başlayacaksınız.

Temponuza alıştığınız zaman, (bir önceki aşamada alışmaya çalışıyorduk hatırlayın) “gluteus maximus’unuz,” (başka bir değişle poponuz) bacaklarınız, core’unuz (vücudunuzun orta kısmı) formunuzu kontrol altında ve düz tutmak için çalışır. Kalça eklemleriniz esner ve böylece ayaklarınız yeri iterek yerden uzaklaşabilir. Kısa zamanda da koşmaya başlarsınız. 

Glikojenin ve oksijenin yakılması, vücut ısınızı yükseltir. İşte o zaman da terlemeye başlarsınız. Tabi yine panik yok… Ter bezleriniz, aslında aşırı ısınmanızı engellemek için ter salınımı yapmaktadır.

Bu yazı Active adresinden çevrilmiştir.

Yorum Yap