Günümüzde teknoloji kullanımının artması ile birlikte hızlı akan zaman içerisinde hızlı yaşam tarzımız, zihinsel ve fiziksel stresi arttırmaktadır. Bağışıklık sistemi yetersizliği, kronik yorgunluk sendromu, uyku bozukluğu, tükenmişlik hissi gibi durumlar dışsal elektromanyetik alanların da etkisi ile stresi tetiklemekte, yaşam kalitemizi bozmaktadır. Bu durumu çok basit yöntemlerle yönetmek ve tersine çevirmek mümkündür. Hatta spor müsabakaları ve antrenmanlar öncesinde bu bilinçle azalmış konsantrasyon ve artmış stresimizi yönetebilir, spor performansımızı arttırabiliriz.

Fiziksel stresi arttırıp kronik hastalıkları davet eden ise, ekran karşısında aynı pozisyonda uzun süre kalmaktır. Bu durum, duruş bozukluğu ve bazı eklemlerimizde hareket kısıtlılığına neden olur. Daha önce de belirttiğim gibi 55 dakikada bir, 5 dakika kadar sağlığınıza ayırıp, ekran karşısından uzaklaşıp, fiziksel aktivite yapmak, ip atlamak, nefes egzersizleri yapmak, su içip biraz gökyüzüne bakıp bu güzel dünyamıza teknolojinin katkısını kullanırken, bedenimizi ve zihnimizi uyumlandırmak faydalı olacaktır.

Bunların yanı sıra fiziksel ve zihinsel stresi arttıran, kullandığımız tüm elektronik cihazların yaydığı elektromanyetik alanların göremediğimiz etkisidir. Bu elektromanyetik alanlar dalgalar halinde yayılır ve uzun dönemde vücudumuz, zihnimiz, davranış ve düşüncelerimiz üzerinde etkileri yadsınamayacak kadar fazladır.

Ekranların titremesi, tüm elektrikli cihazlar, özellikle mobil iletişim, Bluetooth, WLAN ve DECT gibi radyo radyasyonu biçimindeki elektromanyetik alanlara (EMF) maruz kalmak hücresel boyutta vücudumuza olumsuz etki etmektedir. Bu etkiler günümüzde artık ölçülebilmektedir.

Pek çok bilimsel çalışma elektromanyetik alanların vücuttaki stresi, yüklenmeyi arttırdığını ispatlamıştır. Öyle ki, insan sinir sistemi doğal olarak zayıf elektromanyetik alanlarla (EMF) çalışır. Bu nedenle, EMF’den kaynaklanan parazitlere potansiyel olarak duyarlıdır. Sinir sistemindeki bozukluklar uzun vadede kan, hormonal sistem, metabolik sistem, kaslar, bağışıklık ve lenfatik sistemlerde kalıcı bozukluklara yol açabilir. Hepsi merkezi sinir sisteminden etkilenir. Orada kalıcı rahatsızlıklar varsa, vücuda dışarıdan etki eden dalgalar, zayıf olsalar bile, sinir ve vücut hücrelerimizde tahribata yol açabilir. Vücut fonksiyonları gittikçe zayıflar. Avrupa Çevresel Tıp Akademisi 2016 yılında bunun için EMF kılavuzları oluşturmuştur. Detaylı incelenmesinde fayda vardır.

Günümüzde teknolojiyi kullanmamak mümkün değil gibi görünmektedir. Elektromanyetik alan (EMF) etkileniminden kaçmak zordur, ama maruz kalmayı azaltmak mümkündür. “Her şeyin fazlası zararlıdır.” mantığı ile yola çıkarsak, farkındalığımızı bilgi ile arttırarak, elektromanyetik alan etkilenmemizi daha az seviyelere çekip, teknolojiyi kullanırken de sağlıklı kalabiliriz. Bilinçli alışkanlıklarla düzenleyebileceğimiz yaşam tarzımızın olumlu sonuçları, böylece gelecek nesillere genlerimizle, sağlıkla aktarılacaktır.

Daha önce kronik yorgunluk sendromu, odaklanma problemi ve tükenmişlik hissi ile sporuna bile devam edemeyen birçok kişinin, günlük elektromanyetik alana maruz kalma düzeyi azaltılmış, kısa sürede güç ve sağlığına kavuştuğu, zihinsel berraklık ile konsantre olma yeteneğinin arttığı, kronik ağrı ve enfeksiyonlara yatkınlığın azaldığı görülmüştür. 

Hergün elektromanyetik alanlara az da olsa maruz kalıyoruz. Vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dinlenme olmadan, EMF bozukluklarını hemen tamir edemez ve vücut yıllar içinde elektromanyetik alanlara karşı artan bir hoşgörüsüzlük ve hassasiyet geliştirebilir. Hatta tükenme noktasına gelebilir.

Uzun yıllar evde ve ofiste radyo dalgaları ve radyasyondan uzak bir ortam yaratmış olan, şehirde veya doğada yaşayan insanlar, yazarlar, sanatçılar, sporcular vardır. Teknik bilgisi olan herkes telsiz olmadan hızlı bir şekilde iletişim için basit çözümler bulacaktır. Hatta doğa yürüyüşü gruplarında ve doğa kamplarında bu bilinç vardır ve elektromanyetik kullanımın azaltılmasına ek olarak ses terapileri ve müzik terapileri yaparak daha da sağlıklı hücrelere ulaşılmaktadır. Ülkemizde buna en iyi örneklerden biri de Ritmoterapist / Ses Meditasyonu Eğitmeni Cenk Güçbilmez’dir. (https://www.cenkgucbilmez.com/

Aslında büyük şirketlerde ve gelişmiş ülkelerde kullanımı yaygınlaşmaya başlayan, elektromanyetik etkilenim düzeyini ölçen, küçük ve basit cihazlar vardır. https://www.strahlend-gesund.de/tipp/elektrosmog-produkte 

Şehir yaşamındaki insanlar olarak bu ölçümler konusunda çok az teknik ve biyolojik bilgiye sahibiz. Bu konuyu detaylı öğrenmek istersek, elektrosmog uzmanlarından da yardım alabiliriz. Veya iyice bilinçlenip bazı basit önlemleri günlük hayatımıza adapte edebiliriz.

Öneriler :

  • Yatak odaları için ipucu verecek olursak, tüm elektrik kablolarını ve elektrikli aletleri yataktan en az 50 cm uzaklaştırın. Hatta yatmadan önce tüm kabloları, cihazları ve lambaları prizden çıkarın. Yan odada da aynı işlemi yapın.
  • Yatak odasında cep telefonları ve bilgisayar teknolojisinden kaçının.
  • Yönlendirici (WLAN ve DECT) için de kullanmadığınız zamanlarda aynı işlemi yapın.
  • Telsiz telefonların ve kablolu telefonların entegre radyo modülüne sahip baz istasyonu varsa kapatın (bazı modeller kapalı olduklarında bile radyo aktif olabilir)
  • Printer(yazıcı), sesli bilgisayar (Alexa, Siri, vb.) TV (Birçok model de bekleme modunda radyo dalgası aktif olabilir), TV anteni, akıllı saat, bebek monitörü, tablet, bilgisayar gibi cihazları uyumadan önce kapatın ve fişini çekin. Kullanmadığınız zamanlarda, gündüz de aynı işlemi yapmanız faydalı olacaktır.

Bu bilinci doğa sevgisi ile birlikte, komşularımız, iş arkadaşlarımız ve tüm sevdiklerimizle paylaşırsak hep birlikte sağlıklı yaşamamız mümkün olacaktır.

Barış dolu günlerde en iyi anti-depresanımızın doğa olabileceğini sık sık hatırlamakta fayda var. Doğa, deniz ve topraklanmak hepimiz için, her şeyin ilacı olabilir diye düşünüyorum. Bilinçli sağlıkla güzel günlere… 

Kaynaklar :

  1. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27012122/
  2. www.emfdata.org
  3. https://www.diagnose-funk.org/ratgeber/elektrosmog-im-alltag/einleitung/was-ist-elektrosmog
  4. https://www.osteopathie-liem.de/osteopathie-praxis-hamburg/
Deniz Alkan
Uzman Fizyoterapist | Website

2000 yılında Hacettepe Üniversitesi Yüksek lisans mezunu olan Uzm. FZT. Deniz Alkan, fizyoterapinin her şeyi 20 yıldır aktif olarak çalışmaktadır. Özellikle spor fizyoterapi çalışmaları çalışmalarına sağlıklı yaşam antrenörlük eğitimini. Ülkemizde az bulunan test ve egzersiz sistemlerini kullanma becerisi ve pek çok spesifik kurs eğitimlerini düzenlemek uygulayabilmektedir. Sporun her türlü karşı ilgi ve sevgi ile araştırmalarına devam edilir. Samsung kutalararası boğaziçi yüzme yarışlarında boğazı geçen Antalyalı bir açık deniz yüzücüsüdür.

Yorum Yap