Maratonlara gitmeden önce şunu kafanıza koymanız gerekir: Canınız çıkacaktır ama harika yerler göreceksinizdir. Bugüne kadar birçok yarışa gittim. Hepsinde çok eğlendim ve çok yedim. Peki bu süreç nasıl işliyor? 

Maratondan birkaç gün önce konaklama olayları halloluyor. Yerimize yerleştikten sonra genelde organizasyon öncesi yapılması gereken ne varsa yardımcı olmaya çalışıyoruz. Buna örnek verecek olursak; start alanında bariyerleri yerleştirmekten tutun, koşucuların kit dağıtımında görev almaya kadar aklınıza gelebilecek her işi yapabilirsiniz. Eğer gerçekten koşu camiasının içindeyseniz veya konuya ilgiliyseniz organizasyonun işleyişini tıpkı benim gibi merak etmiş olmalısınız. Yarış gününe bir hafta kala gönüllülerin işi başlar. İşaretlemeler yapılır. Parkur, her gün belli mesafe yürünerek işaretlenir. Eğer işaretçi takımındaysanız işaretleme işinin sabır ve fiziksel dayanıklılık gerektirdiğini unutmamalısınız. İşaretlemenin en iyi yanı belki de hiç görmediğiniz yerleri keşfetme fırsatınız olması… 

Tek kötü yanı da yorgunluk. Eğer ofis işi aldıysanız kit hazırlamada yardımcı olursunuz; insanların göğüs numaralarını sırayla zarflama yapar ve bilimum çengelli iğne ayıklama uğruna beyin yanmaları yaşayabilirsiniz. Yarıştan bir gün önce kit dağıtımı belli saatler aralığında yapılır. Bu saatlerde kit dağıtımı yapan arkadaşlar, gün sonunda insan ilişkilerinde otomatik tavırlar sergileme yan etkisiyle karşılaşır. Yarışanın kimliği istenir ki, ‘kayıt bilgileri uyuşuyor mu?’ ona bakılır. Sağlık belgesi kontrol edilir ve feragatname doldurtulur. 

Son 2 yıldır kayıt masasında çalışan biri olarak söylüyorum, garip insanlar çok olacaktır. Siz kuralların gereğini yerine getirmekle yükümlüsünüz. Özellikle ultra mesafesi koşacak yarışçılar, yarışın bir gün öncesinde gergin olabilir. Kişisel algılamamak lazım. Kit dağıtımında her zaman başarılar veya bol şans gibi motive edici sözler koşucuları biraz olsun rahatlatır. Yarış günü geldiğinde genelde sabahın erken saatlerinde herkes görev alacağı istasyonlara götürülür. Kimi zaman traktörlerle kimi zamansa 1 saatlik yürüyüş sonucu istasyonlara varırsınız. İstasyonlar yarış parkuru içerisinde koşucuların kısa molalar verdiği yiyecek ve içecek noktalarıdır. 

Yıllar önce Aladağlar Sky Trail’de görev almıştım. İstasyonumuza gitmek için sabah 4 gibi yola çıkmıştık. Bizim gideceğimiz istasyon yaklaşık yarım saat arabayla,1 saat de yürüyüşle kat edilecek bir uzaklıktaydı. Tekepınarı adlı istasyona vardığımızda bildiğin dağın başında ,medeniyetten uzaktaydık ki olayın en güzel kısmı bu. Bize verilen masaları kurup ve koşuculara verilecek yiyecekleri hazır etmemiz gerekiyordu. Yaklaşık 10 kişiydik. Koşuculardan en hızlısının gelmesine 1 buçuk saatlik bir süre vardı. Herkesi heyecanlı bir bekleyiş sardı. Çünkü o kadar hızlı koşmuş bir insana verebileceğin tüm motivasyonu vermek zorundasın. 35. kilometredesin ve bu işin şakası yok! Dağda sekiyor insanlar! Son yarım saat kala muzlarımızı ve portakallarımızı ayaküstü yenilebilecek şekilde kestik ve koşucular için hazır ettik. Çayımız demlenmiş, kahvelerimiz hazırdı. Hepsinin üstünü örttük, sonradan bize katılan koyun sürüsüyle dağa karşı bir bekleyiş içerisindeydik.

İlk koşucu geldi ve aman Ya Rabbim! Adam terlememiş bile. İlk önce elimde suyu hazır ettim ve yarışın birincisine su isteyip, istemediğini sordum. Çünkü oraya kurumuş olarak geliyorsun. Çantana su doldurmuş olsan bile bu su eninde sonunda bitecek ve koşman zorlaşacak. Enerji verici birkaç meyve alıp, yoluna devam etti koşucumuz.

Ben bu tarz uzun mesafeli koşu yarışlarının, özellikle midesi hassas olanları fena etkileyebildiğini gördüm. Fakat midesi sağlam insanların da 35. km’de kusarak rahatladığını gördüm. Bunu en aza indirgemek veya engellemek için tuzlu bir şeyler yemek gerekiyor. Bu nedenle koşucular, genelde poşet tuzları ağızlarına götürerek molaya başlıyorlar. Bazıları gerçekten kötü durumda olup yarışı bırakmak istiyor. Bazıları da zaman limitine yakalanıyor.

Şimdi zaman limiti demişken, biraz onu açalım:

Cut off (zaman limiti), yarışmacılara verilen maksimum sürenin aşıldığı zaman dilimidir. Zaman limitine yakalanan yarışmacıya istasyonuna gelince yapılması gereken tezahürat yanında gönüllünün görevi yarışmacıyı uyarmaktır. Çünkü yarışmacı diskalifiye durumundadır ve bunu ona sen anlatacaksın. 35 km. koşmuş, yorgun ve belki üzgün bir koşucu… Çünkü eğer biraz düşünürsek buraya kadar gelmişler ve buradan sonrasını bitirmek için sebepleri olmadığını düşünüyorlar ama aslında hedeflediğin şey 63 km. senin. Kafandaki mesafeyi koşmazsan nasıl tatmin olasın ki?

Kapadokya ise bambaşka bir dünya… 

Zamanında, Parkurun 8 kilometresini arkadaşımla birlikte, işaret kontrolü yaparak yürümüştüm ve gördüğüm yeryüzü şekillerinden oldukça etkilendim. O parkuru koşacak insanların şanslı olduğunu düşündüm. Bu sefer 75. kilometredeydim ve istasyon şefiydim. İstasyon şefliği büyük sorumluluk demekti ve bu sorumluluğun altına girmeye hazır mıydım, emin olamadım. Ama yaptık işte ve sorunsuz ilerledi. Sabah 11.30 gibi gittik 75. kilometredeki istasyonumuza… Damsa’da balık çiftliğinin olduğu bir yere gittik. Bahçelik bir yerdi ve salıncaklar vardı. Bizim gibi ruhu çocuk ve salıncak sever insanlar için bu bir nimetti tabii ki. İlk koşucunun gelmesine 2 buçuk saat vardı. Biz de bu boşluğu sallanarak değerlendirdik.

Koşucunun gelmesine yarım saat kala yine aynı telaş. Bir önceki istasyondan geçtiği haberi gelince koşucuyu karşılamak için balık çiftliğinin giriş kısmına gittik. Mola masası, kuytu ve görülmeyecek bir yerdeydi. Bu nedenle birinin koşucuyu uyarıp istasyona sokması gerekiyordu. İlk koşucu geldikten sonra, gece 22:00’ye kadar sona kalanları bekledik.

Damsa istasyonu oldukça eğlenceliydi. Diğer gönüllü arkadaşlarım da koşucuların rahatı ve ihtiyaçlarının karşılanması için ellerinden geleni yaptılar. İstasyondan çıkıp otellerimize geldiğimizde saat 00.00’ı gösteriyordu. Yarış bitmişti ama organizasyon devam ediyordu. Ödül töreninden sonra kapanış ile beraber bir gönüllünün de görevi bitti…

Koşu Konulu Diğer Yazılarımız İçin Tıklayın!
Ezgi Kahraman
Konuk Yazar

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden 2016 yılında mezun olmuştur. Asya bölgesi üzerine yüksek lisansını tamamladıktan sonra iş hayatına atılmıştır. Öğrencilik hayatı boyunca patika koşuları ve yarış organizasyonlarıyla ilgilenmiş ve bu organizasyonlarda gönüllü görev almıştır. En uzun koşmuş olduğu mesafe 38 kilometredir. Koşu egzersizlerine amatör olarak devam etmektedir.

    1 Yorum

Yorum Yap