Triatlonun üç dalında hem gelişebilir hem de hayatınızı yaşamaya devam edebilir misiniz? İşte aynı dertten muzdarip olan bir kişinin tuttuğu bazı notlar… 

Sabahın 6’sında Thames Nehrinin kıyısında, altımdaki karanlık sulara atlamak üzere duruyorum. Bu, o akıl sağlığınızı sorguladığınız anlardan biriydi. Neden sadece yatakta kalmadım ki? Onun yerine bir pazar günü, 3000 triatlete katılıp adrenalini hissetmek için 4.30’da kalktım. Çünkü 25. Windsor Triatlonunda yer alıyordum: Thames Nehri boyunca 1500m, 42km bisiklet, ardından Windsor Kalesinden geçen 10km’lik koşu…

Windsor yolculuğum aslında 6 ay önce başladı ve 3 yıldır triatlon yapmama rağmen bu yıl işleri biraz farklı yürütmek istedim. Geçen yaz orta mesafe bir triatlon için (Olimpik triatlonun iki katı uzunlukta) başvurdum ve tüm yazımı, erkenden yatağa gitmek ve bezdirici antrenmanlardan ötürü kaybettiğimi hissettim. Partilerden erken ayrılıyor, yediğime içtiğime dikkat ediyordum. Arkadaşlarım sıkıcı olduğumdan ve ailemse hep yorgunum diyerek söylendiğimden yakınıyordu. Üstelik yoğun bir iş günüm var ki bu da haftada antrenmana ayırabileceğim birkaç saatim var demekti. İş, yaşam ve triatlon arasındaki dengeyi bu sene nasıl sağlayabilirdim ki? Akıllıca antrenman (training smarter) yapıp zamanımı en iyi nasıl değerlendirebilirdim?

Öyle spor geçmişine sahip biri değilim. Spora oldukça geç başladım ve en iyi çabalarıma rağmen, kendimi yormak dışında pek bir şey kazanamadığım, kolay çalışmaları zor, zorları da kolay yaptığım durumlara düşmek gibi bir huyum var. Sanırım bazı uzmanlara danışma zamanı…

“Human Race,” Windsor Triatlonunun organizatrörleri, spor bilimleri danışmanlığından spor bilimleri uzmanı Richard Brennan ile irtibata geçmemi sağladı ki kendisi egzersiz ve biyomekaniklere dair her şeyi biliyor gibiydi.

Brennan vücudumdaki kas ve yağ durumunu görmek için bir vücut empedans testi (body impedance) ayrıca VO2 max testi yaptı. VO2 max sonuçları pozitifti ve sonuçlar bana egzersiz yapabileceğim bir nabız eşiği verdi. Yani kolay günlerde üzerime çok gidip kendimi yormayacaktım. Vücut empedans testi ise bazı ilginç sonuçlar çıkardı: Üst vücudum ile alt vücudum arasında ciddi bir dengesizlik vardı. Öyle ki aslında yürüyebilmem bile harika bir şeydi. Bu durumu düzeltmek için ise Brennan, bisiklet sürme temelli bir güçlenme programı tavsiye etti.

Sakatlık bir atletin en büyük korkusudur. Bu yüzden sonrasında “Pure Sports Medicine’dan” fizyoterapist Alastair Nowell ile görüştüm. Kendisi de bana aynen Richard’ın söylediklerini söyledi: Oldukça esnektim ancak güç odaklı germe (stretching) antrenmanları yapmam gerekiyordu. Fakat iki uzmanla görüşmeme rağmen zamanla daha da panikledim. Çünkü artık sadece triatlonun üç dalına uyum sağlamakla değil ayrıca güçlenme ve durumumu düzeltmek için gereken egzersizlerle de uğraşmak zorundaydım.

Bu yüzden sonraki durağım yaşam koçu ve bisikletçi Jeff Archer’dı. Önerdiği ilk şey ise daha çok ara vermek oldu! Artık bunların hepsi yanlış diye düşünmeye başlamıştım. Öncesinde ve sonrasında ara vermek üzere triatlonun her bir dalı için ayda bir kez zaman antrenmanı önerdi. Bu boş yere antrenman yapmak yerine gelişim sürecini görmek için bir yoldu aslında.

Böylece yeni bir odakla çalışmaya başladım. 

Daha akıllıca çalışmak, daha az yorulup hedeflerime daha çok odaklanmak demekti. VO2 max sonuçlarını kullanmak, seanslarımı zinde bitirmek ve diğer günlerde kendimi daha çok zorlayabilmem demekti. Başlangıçta, zor bir çalışma gibi hissettirmeyen, daha çok aktif dinlenme, toparlanma odaklı antrenmanlara akıl erdirmek zordu. Triatlonda nispeten yeni olmak bir kenara, triatlon suçluluğunu kabullendim. (triathlon guilt) Ekstradan güçlenme, yoga ve germe işinin de bu suçluluğu daha da kötü yaptığını gördüm. – Benim triatlon antrenmanı yapıyor olmak gerekirdi. Televizyon izleyerek salonun zemininde yuvarlanmam değil. Yine de bir şekilde iş, antrenman ve kendime ayırdığım süreyi dengeliyordum. – Sürekli, sabahın köründe bir seans için geceleri erken bitirmemek oldukça hoştu.

Nihayetinde bu pazar, son dakikada gelişen bir koşu incinmesini saymazsak, suya atlamaya hazırım. Su şaşırtıcı şekilde ılık ve alçaktan uçan kuğuların eşliğinde nehirdeki yüzme etabını tamamlamak için oldukça heyecanlıyım. Windsor ise harika bir parkur ve bisiklet kısmı, kırsal boyunca hızlanmak için birçok fırsatı barındıran büyük, eğlenceli bir döngü. Koşu iste kaleden geçen üç turu ve bizlere tezahürat için orada bulunan kalabalıkları içeriyor…

İncinmeme karşın, akıllıca antrenman yapmanın ilerlemenin yolu olduğuna ikna oldum. Ve bu seneki iki triatlonu düşününce, en iyisi gidip biraz germe yapayım…

Bu yazı Theguardian adresinden çevrilmiştir.

Yorum Yap